Türk Hava Kurumu Adana'da planör kursu açtığı zaman henüz 18 yaşındaydı. Heveslendi. Bu isteğini babasına açtı. 'Sen kendi işine bak, pilotluktan ne kazanacağın belli değil, hem tehlikesi var, hem de kurs için bir sürü para ödeyeceksin gereği yok' dedi babası.
Israr edecek oldu ama öfkeli bir 'öff..' sesi sinmesine neden oldu.
Umut dolu o beyaz sayfa açılmadan kapanmıştı.
Ama hayallari asla bitmedi. Her uçağa binişinde kokpite doğru baktığında aklından geçenlere engel olamadı: 'Burada sen oturacaktın Sakıp, koskaca uçağı semada süzülerek kullanacaktın, dünyalar senin olacaktı...'
Evet, o artık bulutların ötesinde... Hayat ne garipliklerle dolu, Sakıp Sabancı'nın vefatını öğrendiğim zaman Ankara uçağındaydım ve onun Skylife'a yazdığı yazıyı okuyordum, son yazısı olduğunu bilmeden...
Sakıp Sabancı gençlik yıllarındaki uçma tutkusunu anlatıyor yazısında 'Hayat insanı nereden nereye getiriyor' diyor.
'Uçmak ne güzel şey... Gökyüzünün sınır tanımayan cazibesi, beni ve ailemi sınırları aşan yatırımlar yapmaya yöneltti belki de. Uçak kullanmadaki mahareti iş dünyasındaki beceriye çevirdik galiba.'
Herkes kendinden bir parça buldu onda. Sokaktaki insanın bile Sakıp Ağa'sıydı. Erişilmez olmadığı gibi, sohbette de cimri değildi. Sevdi, sevildi...Son nefesine kadar iz bırakmak için çabaladı...
Türk usulü başarının mimarıydı... Sakıp Sabancı'nın ardından bir dönem kapandı.
Türkiye'nin en zengin işadamlarından biriydi Sabancı. Ama hiç cam fanusta saklamadı kendini. Her gittiği yerde halkın dilinden konuştu, onlardan biri olduğunu hissettirdi. Yaşadığı acılara bakılırsa aslında fazla da bir farkı yoktu onlardan.
Öyle ya, Türk toplumunun yaşadığı ne kadar acı varsa, Sabancı da onları yaşadı. O ünlü üslubuyla 'Akraba evliliğine hayır, hayır, hayır' derken, sevgili oğlu Metin'den örnek gösterirdi hep. Ülke terörden az çekmedi, nice anneler yavrusunu kaybetti. O ise sevgili kardeşini teröre kurban verdi. Servetini bir yana koyarsanız, yaşadığı derin acılarla toplumun kaderiyle paraleldi kendi kaderi de.
Sakıp Sabancı artık yok. Sadece dinamik, girişimci bir işadamı değil kaybettiğimiz. Türk iş dünyasının gülen yüzü de soldu onunla birlikte. Onu çok ama çok arayacağız.
'Kendinizi kimseden üstün görmeyin'
Sene 1985, gencecik bir muhabirken röportaj için ilk kez Atlı Köşk'e gittiğimde beni kapıda karşılamasını unutamam. Soruları içtenlikle yanıtlaması, köşkün bahçesinde uzun sohbetimiz, 'hayvanat bahçem' dediği tavukların, ördeklerin arasında dolaşmamız unutulmayacak anılar arasında yerini aldı. O gün söylediği 'Sağlık her şeyin başıdır. İnsanın ömrünün yarısında elde ettiği birikimleri, geri kalan yarısında uygulayıp, bunun meyvalarını toplayabilmesi için kişinin sağlıklı olması şarttır' sözlerini unutmak ne mümkün.
O gençleri, onlarla sohbet etmeyi çok severdi. Türk iş dünyasında sermaye sahiplerinin eğitime yönelmelerinde öncü oldu Sakıp Sabancı. Sohbetlerimizden kalan, kitaplarında uzun uzun paylaştığı o değerli fikirlerinden özellikle gençlere öğütleri sıralamak istiyorum. Başkalarından özellikle politikacılardan medet ummayın...
Babam 'ticarette siyaset, siyasette merhamet olmaz'derdi. Birlik-beraberlik arayışlarını sürdürün. Karşınızdakinin insan olduğunu unutmayın en az otomobilinizle ilgilendiğiniz kadar karşınızdakiyle ilgilenin.
Adil olun. Vicdan huzuru başarılı olmanın temel şartıdır. Ayaklarınız yere bassın. Kendinizi kimseden üstün görmeyin, yanılırsınız. Hiçbir şeyi 'kıyısından köşesinden tutmayın 'Yapacağınız iş ne ise küçümsemeden ona sahip çıkın.Hayata uyun.
Hayata uymak demek, ekonomik, sosyal, teknolojik gelişmeleri izleyip onların getirdiği imkanları kullanmak demektir. Aç gözlü olmayın. Şans, kader, kısmet yararlanmasını bilenler için vardır. Dünyanın sizin etrafınızda kurulduğunu sanmayın. Para için değil, başarı için koşun.
Kaynak: kigem