Girişimcilik Üzerine
Girişimcilik kavramını ikiye ayırmak mümkün. Doğru girişim ve yanlış girişim olarak.
Peki ya doğru ve yanlışı birbirinden ayırmamızı sağlayacak olan doğru karara nasıl varacağız? O vakit gelin meseleyi derinlemesine irdeleyelim.
Gerek ekonomi gerek sosyal hayatta hatta ne anlamda olursa olsun gelişmekte olan bir ülke Türkiye. Bu da demek oluyor ki iş sahası çeşitlilik bakımından zengin,piyasalar sermaye açısından çok kabarık değil, rekabet üstünlüğüne sahip dev markalar henüz oluşmamış. Yanlış kararlar ile yanlış iş serüvenlerine atılıp sermayemizi tehlikeye atsak dahi acımasız, insanı ufak hatalarda un-ufak edecek iş dünyası değil içinde olduğumuz. Kapı çok. Piyasalar risk almaya müsait.
Ekonomi'yi apayrı bir dünya olarak görmek mümkün. Tüketicilere mal ve hizmet sunan, karşılığında değer addeden, ölçüsünü gümüş veya altın gibi değerli madenlerle tutup parasal kağıtlarla işlevselleştirdiğimiz bambaşka bir dünya. Ben muhasebeci olarak bunun sanal kısmında evrak, çek, fatura gibi mevzuatla iştigal olsam bile bu dünyanın tadını alabiliyorum. Lakin bize gerekli olan sadece ekonomi ve finans bilgileri değil elbette.
İşadamları ve sanayiciler yani girişimciler her ne kadar tüketici sınıfında olsalar dahi birinci derece tüketicitilerden farklı görülmeli bence. Paraya yön verenler diyebiliriz onlar için. İşte bu yüzden bilinçli girişimci evvela çok iyi gözlemci olmalı. İnsan ihtiyaçlarını, toplumun talebini ufak tepkilerinden sezebilmeli ki paraya verebileceği bir yön bulunsun.
İktisat bilgisi olan parasal döngünün arz-talep ekseninde cereyan ettiğini bilir. Talep görmeyecek hizmet ve/veya ürünü arz etmek yanlış girişimdir. Talep meselesi apayrı bir konu başlığı belki ama şöyle özetlemek mümkün: Avrupalı ekmeğe yüksek talep göstermeyebilir fakat Anadolu insanı ekmeksiz yemek yemez. Bu örneğin bize vereceği işaret talep konusunu teşkil eden en önemli unsur; toplumun kültürel değerleridir.
Girişimcilerin bambaşka dünyası olabilir ama onlara bunu sunan tüketicilerin dünyasıdır. Doğru ve yanlış kararları tüm çıplaklığıyla fark ettirecek olanda talep mevzusunu fark etmek ile olacaktır.
Bilinçli girişimci olabilmek için feleğin çemberinden mi geçmek lazım? Bence evet.
Girişimcifikirler.com'da ilk yazım olması sebebiyle genel kavramlar üzerinde durmayı tercih ettim. Şimdiden gelecek soru ve görüşleriniz için teşekkür ederim.
Gelen Yorumlar
Toplam 2 yorum,
1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
Yazınız gerçekten Güzel fakat bu arz- talep ilişkisi içinde benim sıfır sermaye ile yapabileceğim ve yükselebileceğim bir meslek veya bir öneri sunabilirmisiniz?
nogay eklemiş.
| 03 Mayıs 2009 Saat
20:53
yazılar güzel bildiğimiz şeyleri farklı bi şekilde aksettirmeyi basarabilmiş bi yazınız olmuş.piyanın neye ihtiyacı varsa onu vericez bunu biliyoruz...bunun içinde iyi bir gözlemci olmak şart önemli olan noktada bu zaten.neyi satıcaksın bunu belirlemen lazım
ahmet bayrakçı eklemiş.
| 21 Mayıs 2009 Saat
01:59