Emrah Yücel, şimdilerde Hollywood''un en gözde grafik tasarımcısı. En ünlü film şirketleri, henüz kasting aşamasında onun kapısını aşındırmaya başlıyor. Tom Hanks, Brad Pitt gibi isimlerin web tasarımını da hazırlayan Yücel, dünyaya açıldığımız şu dönemde yıldızı Hollywood''da yükselen bir başka parlak yetenek...
Film şirketleri kısacası ''Movie Posters Entertaintment'' diyorlar Emrah Yücel''in mesleğine; yani sinema afişi sanatı...
''İconisus'' adlı şirketi, Beverly Hills''in göbeğinde. Afiş deyip geçmemek lazım. Seyirci ile film arasındaki iletişimde afişin rolü çok büyük. Film şirketleri daha kasting aşamasında Emrah Yücel''in kapısını aşındırıyor. Yücel, önce senaryoyu okuyor, gerekirse setlere gidiyor, hatta montajlara giriyor. Bunun yanında reklamcılık, grafik tasarımı, şirket logoları, web sitesi dizaynı, tiyatro ve opera afişleri, kitap kapakları, hatta şirketlere isim bulma uğraşı... Şimdilerde Hollywood piyasası, Emrah Yücel''den soruluyor.
Emrah, Hollywood gibi zorlu bir arenada başarının sırrı ne?
- Öncelikle babamın klasik bir-iki önerisini hep aklımda tuttum: ‘‘Çok çalışmak ve yaptığın işi sevmek.’’ Yaptığın işi sevmezsen çok çalışmak bir kábus haline gelebilir. Her projeyi öncelikle kendin için ele alacaksın. Sonra sık sık kendi kendine soracaksın; ''Acaba doğru hedefte miyim?'' diye.
Film afişi hazırlamanın püf noktası nedir?
- Pazar alanı çok önemli. Filmin konusu, çekileceği mekan, senaryo, içerdiği dönem, oyuncular, yönetmenin karakteri... Bütün bu bilgiler, stratejiyi belirleyen unsurlardır. Örneğin çok ünlü sinema oyuncularının adlarına göre bir strateji uygulanır. Tom Cruise, Robin Williams, Tom Hanks, Harrison Ford, Julia Roberts, Cameron Diaz. Bunlar birer ikondur ve satışınızı buna göre yapmanız gerekir. Zaten Hollywood''da Oscar Ödülleri''ne gözünü diken oyuncu ve yönetmenlerin filmleri bir yıl öncesinden belli olur. Doğru analizler yaparsan başarılı olursun. Yönetmenin talepleri, yapımcıların şartları, oyuncuların kaprisleri, film şirketlerinin kararlarından sendikaların yasal haklarına kadar pek çok politik manevra, hatta entrika arasında çalışma süremiz bazen üç ay, bazen de bir yıl kadar sürebiliyor.
Amerika macerasına atılıp bu mesleği seçişin nasıl bir süreç?
- Babam, The Beatles, özellikle de John Lennon hayranı, 68 kuşağından bir Marksistti. Annemse uzun saçlı bir hippi... Babamın mesleği film yönetmenliğiydi; belgesel ve kısa metrajlı filmler yapar, epey de ödül kazanırdı. Bir ara BBC''de çalıştı. Çocukluğumun uzun bir dönemi Londra''da geçti. Annem çok kitap okurdu, bu alışkanlığını bana da aşıladı. Solcu bir ailenin çocuğu olduğum için küçük yaşlarımdan itibaren yaz tatillerinde orada burada çalıştım. Okuldayken pek ders çalışmazdım. Yani büyürken fazla strese girmedim. Hacettepe Grafik Tasarım Bölümü''nü bitirdim. Üniversite döneminde geceleri reklam ajanslarında çalışarak piştim.
Böylece Amerika''ya gittin...
- Türkiye''yi aşmak istiyordum. Kararımı verdikten sonra, kendimi iki bavul ve turist vizesiyle New York''ta buldum. Yaptığım işleri, web siteme indirip ‘‘yahoo’’ya kaydetmek iş hayatımdaki dönüm noktası oldu. Amerika''da ''Headhunter'' derler hani, bir gün, bir kafa avcısından telefon aldım. Hollywood''a gidip afiş yapmak isteyip istemediğimi sordu. Bir ay sonra kendimi Beverly Hills''de, kapısının önünde son model bir otomobil park edili, lüks bir evde buldum. İnanılmaz bir çalışma temposuna girdim. Günde 18 saat filan; haftasonu tatili de yok.
Ve birçok ünlü, web sitesi kurmanız için kapınızı çalmaya başladı.
-İlk Tom Hanks geldi. Ardından Brad Pitt, Mel Gibson, Helen Hunt ve niceleri. Hollywood''daki televizyon projeleri tasarım için başvurdular. ''Sopranolar'', ''The Wire'', ''Robin Williams Broadway'', James Bond filmleri, ''Chicago''
Key Art Ödülü''nü bu sayede hak ettin.
- Key Art''ın hayalini bile kurmamıştım. Yüzlerce aday vardı. Yine de son beşe kalınca, kafada ''Acaba?''lar cirit atmaya başlıyor. Adınız açıklanınca, o uğultular arasında spotlar size çevrilince, kendinizi dışarıdan bir gözle, ağır çekimde izliyorsunuz. Ödülü alırken ne dediğinizi bile hatırlamıyorsunuz.
Bir Türk''le evlisin.
- Aşk güzel şey, hele ki doğru insanı bulursan. Üç yıl önce Los Angeles''ta tanıştığım dünyalar güzeli Simla ile geçtiğimiz yıl İstanbul''da evlendik. Kendisi önemli bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürlüğü yapan başarılı bir iş kadını. Birbirini tanımayan iki Türk, hiçbir ortak yanları ya da geçmişleri olmadığı halde, dünyanın öteki ucunda karşılaşıp aşık oluyorlar. 35 yaşımda kendimi aşık, romantik ve tutucu buluverdim.
HÜRRİYET
GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR